TR
Avrasya Sanat ve Medeniyet Dergisi Yıl:2020  Sayı: 13  Alan: Sanat Tarihi

Nurcan YAZICI METİN
OSMANLI COĞRAFYASINDA SULTAN II. ABDÜLHAMİD’İN ANITLARI: HAMİDİYE ÇEŞMELERİ
 
Sultan II. Abdülhamid Dönemi, tüm Osmanlı coğrafyasında yoğun imar etkinliklerine sahne olmuştur. Özellikle sultanın tahta çıkışının yirmi beşinci yıldönümü bu etkinlikler için vesile oluşturmuştur. Bu dönemde, hemen her türde mimari eserin temel atma töreni ya da açılışı yapılmıştır; bunlar arasında birçok çeşme de vardır. Bu çeşmelerin bir kısmı anıt formuna sahip, genellikle ortada sütunun yer aldığı çeşme şeklindedir. Bunların bir kısmı padişahın hayır eseri olarak yaptırılmış, çoğunluğu da yerel halk ve yönetimler tarafından padişahın cülusu vesilesiyle “şükran hatırası” olarak inşa edilmiştir. Dönemin mimari diline uygun olarak birtakım referanslar içeren bu çeşmeler, diğer yapı örneklerinde olduğu gibi padişahı Osmanlı coğrafyasının her noktasında görünür kılan sembollerdir. Bu görünürlük, anıt çeşmeler üzerinde yer alan tuğra, arma ve hatta kitabelerle sağlanmıştır. Osmanlı mimarlık hafızasının yabancı olduğu anıtlar olarak tanımlanabilecek bu örnekler, bilinen, tanınan, kabul gören, işlevsel bir yapı olan çeşme kurgusuyla birleştirilerek ele alınmışlardır. Bu çeşmeler çoğunlukla bir meydanın parçası olarak inşa edilmiş, çok yüzlü meydan çeşmelerdir. Genellikle dönem üsluplarını yansıtmakla birlikte yerel/bölgesel özelliklerin ele alındığı örnekler de mevcuttur. Bu anıtlar sembolik dillerinin yanı sıra çeşme olarak hizmet veren, halkın su ihtiyacını karşılayan işlevsel yapılardır ve inşasındaki asli işlevi de budur. Ancak bu çeşmelerin anıt kurgusu, işlevselliklerinden çok daha ön planda görünmektedir. Anıt kurgusuyla ele alınmış olan Hamidiye çeşmelerinden günümüze ulaşan örnekler sınırlıdır. Bu makalede, Osmanlı coğrafyasının farklı noktalarından seçilmiş, günümüze ulaşan ve ulaşmayan Hamidiye çeşmelerinden örnekler ele alınmıştır. Adana’dan Kastamonu’ya Beyrut’tan Selanik’e uzanan geniş coğrafyada inşa edilmiş olan bu çeşmeler konumları, mimari ve süsleme özellikleri, anıt kurguları ile mimarlık dilleri/söylemleri açısından değerlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Mimarisi, Sultan II. Abdülhamid, Çeşme, Anıt, Semboller


THE MONUMENTS OF SULTAN ABDULHAMID II IN THE OTTOMAN REALMS: THE HAMIDIYE FOUNTAINS
 
The Sultan Abdulhamid II Period witnessed intense development activities throughout the Ottoman geography. In particular, the twenty-fifth anniversary of the sultan's ascension has been the occasion for these events. During this period, the groundbreaking ceremony or opening of almost all kinds of architectural works were held, among them, there were many fountains. Some of these fountains are in the form of a monument, usually a fountain with a column in the middle. Some of these were built as a charity work of the sultan, and most of them were built by local people and administrations as “memories of gratitude” on the occasion of the sultan's enthronement. These fountains, which contain some references in accordance with the architectural language of the period, are symbols that make the sultan visible in every part of the Ottoman geography as in other building examples. This visibility was provided by tughra, crest, and even inscriptions on monumental fountains. These examples, which can be defined as monuments in which the Ottoman architecture memory is foreign, have been handled by combining them with the fountain setup, which is a known, recognized, accepted, functional structure. These fountains are mostly multi-faced fountains built as part of a square. Although it generally reflects the styles of the period, there are also examples of local/regional features. In addition to their symbolic languages, these monuments are functional structures that serve as fountains and meet the water needs of the people, and this is their primary function in construction. However, the monument setup of these fountains appears much more prominent than their functionality. The examples from the Hamidiye fountains, which have been handled with the monument setup, are limited. In this article, examples from the Hamidiye fountains, which have been selected from different points of the Ottoman geography and have survived to the present day, are discussed. Being built in wide geography, extending from Adana to Kastamonu, from Beirut to Selanik (Thessaloniki), these fountains were evaluated in terms of their locations, architectural and ornamental features, monumental constructions and architectural languages/discourses.

Keywords: Ottoman Architecture, Sultan Abdulhamid II, Fountain, Monument, Symbols


Detay

İÇERİK